søndag den 10. april 2016

No Turkey - ROJAN HAZIM


Deriniyle, yüzeyiyle TC Devleti, TC yöneticileri, hükümeti, muhalefeti, devlet organları, bürokrasisi, ordusu, polisi, istihbaratı, meclisi, üniversitesi, medyası, okuru, yazarı, çizeri, bilgilisi, cahili ve tüm halkıyla topyekün TC; bir düşünün, kafanızı iki elinizin arasına alın ve şöyle bir düşünün, aklınızı başınıza alıp etraflıca bir düşünün, neden ülkenizde, çevrenizde, bölgenizde, yakın uzak etrafınızda, hasıli tüm dünyada neden istenmiyorsunuz, neden sevilmiyorsunuz, neden nefret ediliyorsunuz, bir düşünün, uzun uzadıya düşünün...

Bakın devlet olarak istenmiyor ve sevilmiyorsunuz. Hükümet olarak istenmiyor ve sevilmiyorsunuz. Meclis olarak istenmiyor ve sevilmiyorsunuz. Partiler olarak istenmiyor ve sevilmiyorsunuz. Keza sivil toplum kuruluşlarınız bile istenmiyor ve sevilmiyor. Hatta halk olarak, Türk halkı olarak istenmiyor ve sevilmiyorsunuz. Ne kadar çirkin sıfat varsa onlarla anılıyorsunuz. Neden, neden, neden bu kadar negatif bir sahadasınız... Hiç düşündünüz mü? Haram olsun diyeceğiz, çünkü ne düşündünüz, ne de düşünecek düşünceniz var. Pratiğiniz ortada...

Içte, [resmi sınırları kastediyoruz, çünkü Kürdistan ülke olarak bu resmi sınırların içine zorla işgal edilerek dahil edilmiş, sömürgeleştirilmiş] ne kadar farklı etnik topluluk, din ve mezhepler varsa sizi sevmiyorlar. Bakın nüfusça egemen Türk etnik topluluğu nüfusuna yakın sayıda olan Kürtler sizi istemiyor ve sevmiyor. Lazlar, Çerkezler, Arnavutlar, Boşnaklar, Çingene-Romanlar, Gürcüler, Araplar, Ermeniler, Süryani-Kildaniler, Aleviler, Hristiyanlar, Yahudiler, Êzidiler, Ateistler ve daha birçok kesim sizi istemiyor ve sevmiyorlar. Neden, neden... Hiç düşündünüz mü? Hiç kafa yordunuz mu?.. Yakın bölge devletleri, uzak bölge devletleri, dünya devletleri sizi istemiyor ve sevmiyorlar. Neden, neden... Hiç tasa ettiniz mi?

Türkiye'yi cehenneme çevirdiniz, halklara zindan ettiniz, Kürdistan'ı kan gölü yaptınız ve bu operasyoncu politikalarınız, pratiğiniz devam ediyor. Bu iflah olmaz kaosçu meziyetiniz bir yana, bu ayrı bir yazı konusu... Spesifik olarak sizin için NO TURKEY diyen Suriye'li sığınmacılar konusu üzerinden sizi tarif etmek gerekir...

Bakın 2011'den itibaren Suriye'ye yönelik güttüğünüz düşmanca politikalar yüzünden üç milyon [tabii bu rakam şüpheli!] Suriye'li, TC devlet sınırları içine gelmiş ve sığınmış durumda... Dünyada birçok devletin nüfusuna eşit veya daha fazla bir rakam bu gelen Suriyeliler... Hala çadırlarda ve perişanlar. Bunlara insanca bir sığınma bile sunulmadı. Aksine Avrupa Birliği devletlerine yönelik bir şantaj aracına dönüştürüldü bu Suriyeli sığınmacı nüfus. Binlerce sığınmacı TC devletinin illegal mekanizmaları eliyle Ege Denizi ve Akdeniz üzerinden Yunanistan ve diğer AB ülkelerine yasa dışı yol ve yöntemlerle gönderildi. Yüzlercesi denizlerde telef oldu, daha doğrusu telef ettirildiler... AB coğrafyasına tam bir "fetih seferi" anlayışıyla kafilelerle gönderilen bu sığınmacıların yarıdan fazlası öldü... TC bu sığınmacıları birer politik mayın gibi AB ülkelerine karşı patlatmaya hazır tutuyor. Bu sığınmacıları AB üyeliği için bir kart gibi kullanma düşüklüğünü yapıyor TC. Avrupa Birliği ile yapılan üç milyar euroluk antlaşma [sonradan arttırıldı] bu Suriyeli sığınmacıların nasıl pazarlık materyali olarak kullanıldıklarının kanıtıdır.

TC'nin Suriye hükümetine yönelik geliştirdiği çökertme stratejisi tutmadı, iflas etti ve aksine TC'yi sorunlu hale getirdi. Suriye'nin diktatoryal Baas rejiminin yıkılması sürecini en başta Suriye halkları ve dünya demokratik güçleri dayanışma halinde sürdürmek, geliştirmek isterken, TC bu hegemonik müdahaleci politikalarıyla süreci uzatarak rayından saptırdı.

TC Suriye'nin alacağı yeni demokratik federal formu da sabote ediyor. TC Suriye halklarını felakete sürükledi ve yeni demokratik ve federal bir Suriye'nin kurulmasını da engelliyor.

Nereden bakılırsa TC kendi içinde, çevresinde, dışında, bölgesinde, dünyada tecrit ve izole olmuş bir duruma gelmiştir. Bu sonucu yaratan bir yandan geleneksel TC devleti ve Türk halkının ırkçı şoven anlayış ve düşünceleridir, diğer yandan mevcut AKP hükümetinin gerici ve hegemonik yayılmacı politikalarıdır.

Kendilerini herkesin üstünde gören, en iyi gören, en doğru gören, en büyük gören bu hastalıklı ve irrasyonel kafa yapısının TC devletini getirdiği yer işte bu negatif sondur...

Bakın güya demokratik bir Suriye vaadiyle ülkelerini terk ettirip TC içine çağırdığınız milyonlarca Suriyeli bile artık TC'yi istemiyor, sevmiyor. Avrupa'ya gitmek istiyorlar, ama onları bizzat çağıran TC'de kalmak istemiyorlar. Onlara hergün kuru nutuk çeken TC hükümetini, başbakanını, cumhurbaşkanını istemiyor ve sevmiyorlar. TC'nin onları kendi devlet çıkarları için kullandığını artık görüyorlar ve TC'yi istemiyor ve sevmiyorlar...

TC devleti bir bütün olarak, halka hakim olan şovenizm anlayışı, devlete hakim olan ırkçı, asimilasyoncu, jenosidçi anlayış ve politikalar yüzünden rahat yüzü görmüyor ve bu anlayış, düşünce ve politikalar sürdüğü sürece de rahat yüzü görmeyecek.

Bakın Suriyeli sığınmacılar sizin için resimde görüldüğü gibi ne diyorlar? "No Turkey" diyorlar... Ne istiyorlar, "We want freedom" yani özgürlük istiyorlar... Sizin onlara verdiğiniz küflenmiş büsküvi ve makarnalar karınlarını doyurmuyor... Onlar geleceklerini kaybettiler. Siz onlardan geleceklerini aldınız... Onlar geleceklerini istiyorlar... Onlar geleceklerinin sizinle olmayacağını görüyorlar o nedenle sizi istemiyorlar...
 

Bakın, iyice bakın resme: Kadın, çoluk çocuk, erkek herkes size karşı eylem yapıyor ve tek pankart yükseltiyorlar: No Turkey.
Bu No Turkey vurgusu sizin için uyarıcı, ders çıkarıcı olabilir mi? Ümit edilir!..
Ne var ki, sizin haliniz, pür melaliniz işte budur çevrede, bölgede ve dünyada... Siz istenmiyor ve sevilmiyorsunuz...  

Siz devlet olarak, halk olarak "Persona Non Grata" ya da çoğul olarak "Personae Non Gratae" durumundasınız.

Ne zaman sevilecek ve isteneceksiniz?
Haleti ruhiyenize bakılırsa gerçekten meçhul...
Ancak bir formülü var. Nedir o?
Düşüncenizi, anlayışınızı, yaklaşımınızı, yani zihniyetinizi, politikalarınızı, sisteminizi, pratiğinizi, velhasıl yaptığınız tüm kötülükleri, yaşattığınız bütün acıları, yarattığınız tüm negatiflikleri tersine yani pozitife çevireceksiniz, kendinizi baştan aşağıya ve köklüce değiştireceksiniz, yenileyeceksiniz, akıntılı temiz suda yıkanacak günahlarınızdan arınacaksınız, insan olacaksınız, insanca davranacaksınız, insanlık kıblesine duracaksınız, işte o zaman belki düzelecek, rahata, huzura kavuşacaksınız...

Sizi ancak siz, yani kendiniz kurtaracaksınız bu kendi yarattığınız sorunlar yumağından, kendinizi yuvarladığınız dipsiz çukurdan...
O da ancak insan olabilirseniz!..

ROJAN HAZIM
10 Nisan 2016