fredag den 29. maj 2020

Termên Çandinê-ROJAN HAZIM

Li salên 90î heta nîveka salên 2000î, di komika Kurmancî ya Enstîtuya Kurdî ya Parîsê da xebitîm. Komika Kurmancîyê, ji navçeyên mezin yên Kurdistanê ji kesên ku bi zimanî ve mijûl pêkhatibû. Ji alîyê plankirin û lojîstîk ve organîzeya vê komikê Enstîtuya Kurdî ya Parîsê dikir. Ez jî ji navçeya Hekarîyê ve di nav vê xebatê da bûm. Hekarî hewceyî gotinê nîne ku navçeyeke mezin û giring ya zaravayê Kurmancî ye. Perwerdegeheke kevin ya Kurmancî ye. Kurmancî ewilcar li navçeya Hekarîya bûye nivîs, bûye edebîyat... Medrese û dibistanên ku bi Kurmancî perwerde didan ewil li vê navçeyê dest bi kar bûne... Nivîskar û şairên mezin û navdar yên Kurdîya Kurmancî ji vê navçeyê derketine û berhemên xwe bi vî devokî dane. Ji Ehmedê Xanî heta Feqîyê Teyra ji vê navçeyê ne û ji medreseyên vê navçeyê gihiştine, bûyîne mamosta, edebîyatkar, şair û nivîskar...
Di demên împaratorîyan da, jîyana xweserî ya resen ya vê navçeyê bûye binas ku xelk bi ziman û erf û edetên xwe yên Kurdewarî jîyaye. Vê jîyana nisbî xweser imkan daye ku ziman jînde maye û girêdayî vê jîyana bi zimanê Kurdî, ziman jî dewlemend bûye û li ser xwe maye. Lewma ji alîyê termînolojîya zimanî, edebîyatê, aborî, huqûq, leşkerî û îdarî û hemû pêdivîyên dî yên baskên jîyanê ve devokê Hekarîya hindî hûn bêjin zengîn e.
Cografyaya Hekarîya di nîveka Kurdistanê da ye, anku Hekarî sentrala Kurdistanê ye. Hemû alîyên cografî yên li ser tixûbên Hekarîya navçeyên Kurdcih in. Ji ber hindê fişara asîmîlasyona zimanên serdest kêm maye. Jîyana qedîm ya eşîrî jî bi rûyê xwe yê pozîtîv ve bûye bingehê jîndemana zimanî û hemû elementên Kurdî.
Komika Kurmancîyê şeş heyva carekê kom dibû û carina jî cihên kombûne diguhorîn û li welat û bajêrên cuda kombûnên xwe dikirin. Di her kombûnê da beşdaran mijarên gotûbêjê pêşniyar dikirin û her kesê xwudanê pêşniyarê rapora xwe hazir dikir û pêşkêşî kombûne dikir. Li ser wê raporê dihate axivtin û li tenişta termên hatine hazir û pêşkêş kirin, gotinên sînonîm jî dihatin gotin û nivîsîn... Ev rapor piştî kombûnê di rojnameya taybetî ya Kurmancî da dihatin weşandin. Min jî gelek rapor pêşkêş kirin...
Yêk dî jî ji wan, li ser termên çandinê [ziraetê] bû û min li zivistana 1990ê li kombûna 6. pêşkêş kir. Ew rapor di rojnameya Kurmancî hejmara 6ê ya Zivistana 1990ê da hate weşandin. Di arşîva Kurmancî da heye... Min ji nû ve çavek lê gerand û hindek zêdehî lê kirin û li vê derê diweşînim. - ROJAN HAZIM - 29 Gulan (May) 2020

Nivîs bi formata pdf di vê blogê û malperê da ye:
https://xwezabawer.blogspot.com/
http://www.institutakurdi.org/
http://www.institutakurdi.org/wp-content/uploads/2020/05/Term%C3%AAn-%C3%87andin%C3%AA-ROJAN-HAZIM-k6-z1990-Stckhlm.pdf 

mandag den 18. maj 2020

Ne Acı... Çok yakın bir arkadaşı, yoldaşı yitirmek... - ROJAN HAZIM


Sevgili Orhan'ımızı kaybettik...

17 Mayıs 2020, pazar, gece saat 23:25...

"Orhan Atak arkadaşımızı kaybettik, başımız sağolsun" mesajı geldi... Gönderen Orhan ile ortak arkadaşımız, A.Ü. Ziraat Fakülteli, sınıfdaşımız, yurttaşımız, Pazarcıklı, birlikte iyi zamanlar geçirdiğimiz, dayanışmacı, hakiki bir arkadaş M. Ali...

İçim acıdı, yüreğim daraldı, üzüntü çöktü üstüme... Yazdım hemen M. Ali'ye, ne zaman?.. Kısa bir süre önce haberleşmiştik çünkü Orhan'la... Bana yazdığı akşam duymuş M. Ali'de... Ortak arkadaşımız, A.Ü Ziraat Fakülteli Mehmet Yıldız'dan öğrenmiş... Coronavirus günleri tabii... Uğrayamamışlar epeydir... Mesajlaşmış M. Ali birkaç gün öce... Eklem ağrılarının olduğunu, ilaçların da acısını dindiremediğinden söz etmiş M. Ali'ye...

Çok acı bir son... Ankara'daki arkadaşlığımız, üniversite, fakülte arkadaşlığımız, sıcak ve içten gençlik arkadaşlığımız, dava yoldaşlığımız... Moda deyimle, film gibi mi diyeyim, öyle, o dönem zihnimde canlandı, gözlerimin önünden geçti o hareketli, coşkulu, kimi zaman sevinçli, kimi zaman hüzünlü günler, aylar, yıllar...

Kırşehir, Çiçekdağ'lı... Ailesi Yozgat Yerköy'e yerleşmiş bir Kürt... Yakışıklı, dayanışmacı, paylaşımcı, mert, dürüst ve cesur bir arkadaş... Mertlik, dayanışmacılık, paylaşımcılık, dürüstlük, cesurluktan özellikle söz etmeliyim, çünkü her zaman olması arzu edilirin ötesinde, bu değerler, özellikle o zamanki üniversite arkadaşlığında, o mücadele yıllarında, çok önemliydi, anlamlıydı... Bu değerler, hareketli, dinamik arkadaşlık içinde soyut değil, somuttur... Hayatın içinde, gözle görülür, yaşanır... Bu değerler olmazsa arkadaşlık olmazdı o dönemin çetin savaşımı içinde... Orhan böyle bir arkadaştı... Kürtlüğünü başı dik söyleyen, zulüm altındaki halkının özgürlüğü, sömürgeleştirilen ülkesi Kürdistan'ın kurtuluşu, ezilen tüm halkların, sınıfların sorununu yaşam mücadelesinin merkezine koyan, bunun için fedakarca savaşım veren yürekli, devrimci bir arkadaşımdı... Bu değerler bizi yanyana getirdi, tanıştırdı, arkadaşlığımızı ve yoldaşlığımızı sağladı, pekiştirdi...

70'li yıllarda, üniversitede, fakültede, faşist işgale karşı en geniş yelpazede, sol tandanstaki diğer kesimlerle, devrimci çevre ve arkadaşlarla omuz omuza mücadele ettik... Özellikle Ziraat Fakültesi'ndeki faşist işgalin kırılmasında öncü bir savaşım verdik Orhan'la beraber... Elbette Hüseyin Kaplan arkadaşımız da hep yanımızdaydı, onu da bu vesileyle belirtmeliyim... Kimi zaman ölümün tam kıyısından döndük... 10 Aralık 1976'da faşist Ülkü Ocakları saldırısında, Izmit'li Aynur Sertbudak arkadaşımızın öldürüldüğü olayda olduğu gibi... Hep öndeydik sevgili Orhan arkadaşımla... Bu arkadaşlıkla, bu pratikle övünülür (iftihar edilir, kıvanç duyulur) ve bu övünç (iftihar, kıvanç) söylenir, kimse çok görmesin lütfen!..

Sağolsunlar, A.Ü. Ziraat Fakültesi'ndeki arkadaşlar bu hakikati bilir ve söylerler her zaman... 1973-1978 yılları arasında, dolu dolu, militanca, cesurca, kararlıca, arkadaşlığımız, yoldaşlığımız oldu Orhan'la... Düşünce ile, bilgi ile donanmış, sağlam devrimci pratik ile yoğrulmuş bir arkadaşlık, yoldaşlık yaşadık Orhan'la...

Üniversite gençliğinin o zamanlardaki akademik haklar mücadelesinin de ötesinde, halk için, halklar için, tüm ezilen sınıflar için omuz omuza mücadele ettik sevgili Orhanla birlikte... Bizim Orhan'la arkadaşlığımız, saha arkadaşlığı, mevzi arkadaşlığı, devrimci meydan arkadaşlığı, sınır ötesine varan militan devrimci arkadaşlığı, yoldaşlığıydı...

12 Mart 1971 askeri faşist darbe sonrası, üniversite dünyasında ilk devrimci gençlik örgütlenmesinin içinde, en ön safta yer aldık Orhan'la... 73'te başlayan ilk Kürdistanlı öğrenci ve diğer alanlarla ilgili gençlik örgütlenmesinin içinde olduk. İkram Delen, İsmet Ateş, Ali Taşer, Rıfat İlhan ve diğer birçok arkadaşla beraber 1974 Aralık ayında Ankara DDKD'yi [Devrimci Demokratik Kültür Derneği] kurduk... 1975'in ilk halk mitinglerinden olan Viranşehir Mitingi'ni Ankara DDKD planlayıp örgütlediğinde, Orhan ile birlikte hazırlık çalışmalarını yürütmek üzere, Kürdistan'ın kuzey illerinden, Erzurum'dan başlayarak, Ağrı, Van, Bitlis, Diyarbakır, Urfa'dan Viranşehir'e giderek uzun bir Kürdistan turuyla, ses getiren etkin bir Viranşehir mitingi gerçekleştirmiştik...

Orhan, okuyan, teorik birikimi olan bir arkadaşımızdı. Ankara DDKD içindeki seminerlerde, teorik eğitimlerde aktif yer alır, katkıda bulunurdu...

Kırşehir, Çiçekdağ'lı üniversiteli genç devrimci arkadaşların Ankara DDKD'ye gelmesinde, katılmasında öncü rol oynadı. Cevat, Cahit, Kazım, Hacı, Yusuf, Mustafa, Celal, Mahmut, Muammer, Muzaffer ve daha bir çok arkadaşın, Kürdistan örgütlü devrimci mücadelesi içine gelmelerinde  katkısı oldu Orhan'ın. Birlikte Yerköy'e, evlerine, oradan Çiçekdağı'na, onların ata köyüne gittik. 2017'de kaybettiğimiz, Orhan'ın kuzeni, Ankara'da hepimizin sevdiği, has yurtsever arkadaşımız, sevgili Cevat'ımızın organizesiyle geniş Atak ailesine konuk olduk, yöredeki diğer Kürt köylerine uğradık. Orhan'la o gezide bile devrimci görevi aksatmadık, Kırşehir'deki büyük "anti faşist" mitinge katılarak destek verdik...

O dönem Ankara DDKD yapısı içinde Kürdistan şehir dernekleri kuruluyordu. Hakkari Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği'ni kurduğumuzda, bizimle hep dayanıştı, destek oldu Orhan... O yıllarda organize edilen, Ankara'daki ilk "devrimci halk geceleri"nden olan ve Ahmed Arif'in, Şivan'ın (hem de ilk kez Şivan adıyla), Rahmi Saltuk, Rizgari ve daha birçok sanatçı ve yöresel folklor ekibinin katıldığı "Hakkari Halk Gecesi"nin (15 Ocak 1976) hazırlığında da hep yanımızda oldu...

Hakkari Halk Gecesi'ne Ankara DGM'ce dava açıldığında önce beni, sonra da diğer DDKD yöneticilerini tutukladılar (Şubat-Ağustos 1976)... Ünlü Ankara Ulucanlar Hapishanesi'ndeyken Ziraat Fakülteli arkadaşlarla beraber ziyarete gelirdi Orhan...

Ankara DDKD içindeki ideolojik, teorik ve politik tartışmalarda, Kürdistanlı gençlik içinde hızlanan "politik çizgi" ayrışmasında, birlikte hareket ettik... Ankara DDKD, Hakkari Halk Gecesi ve ağırlıkla diğer etkin Kürdistan merkezli faaliyetlerinden dolayı TC devleti tarafından 1976 Ocak sonlarında kapatıldıktan sonra, Orhan ve diğer bir grup arkadaşla beraber Ankara'da 1977 Şubat ayında DHKD'yi [Devrimci Halk Kültür Derneği] kurduk. Ben dernek başkanı, Orhan dernek sekreteriydi... Ve o sevgili Çiçekdağ'lı devrimci arkadaşlar hep yanımızda oldular...

Uzun yıllar beraber devrimci mücadele içinde olduk Orhan'la...

Kürdistan ve Türkiye sol politik dünyasında o dönem canlı olan "tek işçi sınıf partisi" tartışma sürecinde ayrıştık ve ben birlikte başladığımız, Kürdistan zeminindeki örgütlü devrimci mücadeleye devam ederken, Orhan, Türkiye sosyalist-komünist hareketi içinde, SGB-TSİP ve sonradan da TKP (B)'de sürdürdü mücadelesini... O dönemin çok sert "politik hat" ayrışma ve tartışmalarında da arkadaşlığımız devam etti...

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi sonrasında, bir alan değişikliğiyle ben Kürdistan'ın doğu-güney-batı yakalarına giderken o Ankara'da kaldı... 1982 sonbaharında, müthiş bir rastlantıyla Ortadoğu'nun en sıcak sahasında, Şam-Beyrut arası yolda karşılaştık... Sonrada Şam'da birkaç gün birlikte olduk, geçmiş günleri yadettik... Birlikte hareket ettiği TKP (B) ile sorunları vardı ve o Türkiye'ye dönmek istiyordu... "Gitmesen?" diye sorduğumda, gideceğini belirtti... Biz de, hem geçiş güzergahı ile ilgili, hem de mali olarak yardımcı olduk, dayanıştık... Ve artık fikri yakınlığımız tekrar oluşmuştu. Bir Kürdistan devrimcisi olduğunu belirtiyor, Kürdistan ulusal kurtuluş savaşımında yine omuz omuza olacağımızı söylüyordu ki bu beni ziyadesiyle sevindirmişti...

Ne yazık ki, döndükten sonra bir polis operasyonunda yakalandı ve uzun yıllar önce ayrıldığı, organik bağının kalmadığı, bizim eski politik hareket, "Özgürlük Yolu-DHKD" davasından yargılandı ve kısa sayılamayacak bir süre hapis yattı...

Hapisten çıktıktan sonra örgütlü politika içinde olmadı ama hep yurtsever devrimci çizgide kaldı... Yaşamını Ankara'da sürdürdü... İrtibatımız hep oldu, telefonla görüşüyor, bir şekilde haberleşiyorduk... Kürdistan ulusal birliğiyle ilgili düşünsel ve pratik çalışma ve uğraşımda hep dayanışma içinde oldu. Temmuz 2017'de Yeni Özgür Politika için yazdığım "Kürtlerin, Kürdistanlıların BİRLİK ile imtihanı" başlıklı makalemi okumuş ve "Gerçekten, hayati bir konuda, çok güzel bir yazı olmuş" mesajını göndermişti...

Uzun yıllardı ağır bir hastalıkla mücadele ediyordu sevgili Orhan ve sağlığı sarsılmıştı... Buna rağmen dirençli davranıyor, moralini sağlam tutmaya çalışıyordu...

34 yıl sonra, 2014'te Türkiye ve Kürdistan'a döndüğümde, dost ve arkadaşları görmek, ziyaret etmek, eski günleri anmak, sohbet etmek için Ankara'ya da gittim. Ancak Orhan Ankara'da değildi ve benim zamanımın darlığından dolayı karşılaşamadık o kez ama telefonla konuştuk... 2015'te gittiğimde bu kez Ankara'da görüştük ve birkaç gün de olsa güzel bir nostalji yaşadık... En son görüşmemiz de 2016 yılında yine Ankara'da oldu... Güzel birkaç gün beraber geçirmiş, birçok eski dost ve arkadaşla beraber olmuştuk... Birlikte Cebeci'de, SBF karşısındaki, eski DDKD binasının olduğu yere gittik. İlginçti, o kadar yüksek apartmanlar arasında o bina öyle üç katıyla kalıyordu. Alttaki kafede, yine o dönem arkadaşlarımızdan Osman Cavlak'la berber oturduk, eskiyi hiç eskide kalmamış gibi andık, hatta yaşadık...

2016'dan sonra artık gitmedim ama Orhan'la ilişkimiz hep sürdü... O, amansız bir hastalıkla boğuşuyordu... Üstüne bir de şu "Coronavirus" salgını gelince aradım, yazdım, halini, ahvalini sordum... Şunları yazmıştım Nisan'da: "Sevgili Orhan, Umarım iyisindir... Coronavirus belası sardı dünyayı... Aman dikkat... Sevgiler"...

O da bana cevaben şu mesajı yazmıştı: "İyiyim, sağol, sen nasılsın. Hem Coronavirus hem de onun kadar tehlikeli başka viruslarla uğraşıyoruz. Sen de kendine iyi bak. Selam ve sevgiler"...

Kendi ağır hastalığıyla mücadele erderken, "Tehlikeli başka viruslarlarla" da uğraşmayı ertelemeyen sevgili devrimci arkadaşım Orhan'ın sağlık durumunun iyiye gitmediğini biliyordum... Her sorduğumda, "fena değil" diyordu... Geçen yıl, 2019 yazında şu mesajı göndermiştim:

"Sevgili Orhan,

Çok uzun zaman oldu haberleşemedik. Ümit ederim iyisin, herşey yolundadır. Bu yaz gelebilmeyi umuyordum ancak biraz daha sürecek gibi...

Sen yerindesin, bir planın var mı?

Seni özledim, herşeye karşın görüşebilmeyi umut ediyorum değerli arkadaşım."

O da şu cevabı yazmıştı:

"Merhaba sevgili dostum. Şimdilik sağlığımda olumsuz bir şey yok. İnan ben de seni özledim. Gelseydin çok sevinecektim. Ancak koşullar hala burada pek parlak değil. Ben de seninle görüşebilme umuduyla saygı ve sevgilerimi gönderiyorum."

Orhan, mesajlarda, bilinen politik süreçler alışkanlığıyla adımı yazmaz, "dostum", "arkadaşım" ya da benim yazdığım kısaltılmış harflerle hitap ederdi...

Tabii, Orhan'ın bu sağlık sorunlarıyla uğraştığı süreçte, Ziraat Fakülteli dönem arkadaşların aktif dayanışması, çok yararlı oluyor, önemli bir moral takviyesi sağlıyordu. Bana da bilgi veriyor, her uğradıklarında mutlaka bir mesaj ve fotoğraf gönderiyorlardı... Ziraat Fakülteli dönem arkadaşların, başta M. Ali ve diğerlerinin, Orhan'a gösterdikleri bu sıcak ilgi, destek, vefalı dostluk ve arkadaşlık çok kıymetlidir ve bu yüksek değerdeki dayanışma için tümüne çok teşekkür ediyorum...

İşte bu sevgili Ziraat Fakülteli dönem arkadaşlarımız, benim de olacağım bir görüşme zamanı ayarlamaya çalışırlarken, Orhan'la mesajlaşmış ve bu vesileyle tekrar görüşebileceğimizden söz etmiştik sevinçle... Hatta O, "Sağlığım iyi olursa, onlar gelmese bile ben gelirim" diye yazmıştı...

Olmadı, ne yazık ki olmadı... Yetişmedi o zamana... 2020 sonbaharında karşılaşmayı umarken, o hastalık aldı onu aramızdan... Erkendi, çok erkendi, daha yaşayacağı yılları vardı Orhan'ın...  

Ama o acı haberi verdiğinde sevgili arkadaşımız M. Ali, üzüntümü, acımı tarif edemedim...

Bugün, 18 Mayıs'ta, eşim ve yaşam arkadaşım Ruken Feray'la beraber, ailesini aradık, başsağlığı diledik... 17 Mayıs, pazar çok erken saatlerde yaşamını yitirdiğini belirtti ailesi... Ankara Karşıyaka'da, yaşamın kaynağı toprağa, doğaya emanet etmişler bugün, 18 Mayıs'ta...

Ah, keşke uğruna mücadele ettiği, bedel ödediği Kürdistan'a, şehir farketmez, ama herhalde O Van'ı tercih ederdi, (benim Van'ı çok sevdiğimi bilirdi), o bereketli topraklara teslim edilebilse, ata yurduyla kucaklaşması sağlanabilseydi...

Ahd olsun, ola ki, bir gün ziyarete geldiğimde, Kürdistan toprağından bir tutam getirecek, üzerindeki toprağa karacağım sevgili arkadaşım Orhan...

Sen, ülken Kürdistan'ın toprağında yatıyor olamasan da Orhan, şu kesin haberi vereyim: Şimdi Kürdistan'ın masmavi, berrak gökyüzünde bir yıldız olarak ışıyorsun ve bizimlesin, halkınlasın, bilesin...

Sevgili Orhan'ın, Kırşehir Çiçekdağ, Yozgat Yerköy ve sonradan Ankara'da süren yaşam serüveni yine Ankara'da, Karşıyaka "ebedi mekan"ında son buldu...

Ardında iki güzel kızını, sevgili torunlarını, kardeşlerini, yakınlarını, dost ve arkadaşlarını bırakarak...

Sevgili Orhan, bu yazıya " yaşamda yanlışta var" cümlesini koymadım varsay... Kimin yok ki... Ve nihayet sevgili devrimci arkadaşım Orhan, Can Yücel'in, Deniz Gezmiş için yazdığı Mare Nostrum'un bir-iki dizesini, ikimiz için şöyle uyarlarsam, inan ki yerinde olur:

73-78 yılları arasında,

o zorlu savaşım yıllarında,

birlikte,

"O uzun devrimci koşuda",

"güzel (çok) yüz metre(ler) koştuk"...

Ben devam ediyorum,

sevgili Orhan,

edeceğim,

ve seni hep anarak...

Ah, şu "mirat" zamanda,

Veda edemedik sevgili arkadaşım Orhan...

Bu kısa yazıyı ona say...

Seni unutmayacağız...



ROJAN HAZIM

18 Mayıs 2020



Not:

Bu veda yazısının yer aldığı blog linkini, sevgili Orhan'ın telefonuna gönderdim.

Şu notla:

"Sevgili Orhan,

Biliyorum yanıt veremeyeceksin ama yine de gönderiyorum sana bu selamı, sevgiyi, veda mesajını, çok sevgili ve değerli arkadaşım...

Hoşça kal, devrimci arkadaşım, hoşça kal...

Seni unutmayacağız..."

Belli ki, telefon kızında ve okumuş, alındı işareti var...

Son böyle oldu...



İkinci not:

Bu yazı pdf formatında yine bu blog da, www.xwezabawer.blogspot.com da.